Ana Sayfa Blog “Düşüneceğim” Diyen Hasta: İkna Modelleri ve Sahte...
← Blog'a Dön
“Düşüneceğim” Diyen Hasta: İkna Modelleri ve Sahte Aciliyet
· 15 dk okuma

“Düşüneceğim” Diyen Hasta: İkna Modelleri ve Sahte Aciliyet

Sağlık turizminde ikna modelleri işe yarar ama her birinin net bir sınırı var: hiçbiri hastayı bir yere itmemeli, çünkü iten her teknik geri tepiyor. "Düşüneceğim", "eşime soracağım" ya da "yazın yaptıracağım" gibi erteleme itirazlarının bir kısmı gerçek, bir kısmı kibar bir hayır; doğru cevap ne geri çekilmek ne sıkıştırmak, itirazı somutlaştırıp tarih koymak. Sahte aciliyet ise zaten korkan bir insana baskı ekliyor ve hasta bunu bir kez fark ettiğinde söylediğiniz her şeye şüpheyle bakıyor.

Profesyonel destek: sağlık turizmi reklam ajansı hizmetimizi inceleyin.

İtiraz yönetiminin temel modeli: dinle, kabul et, araştır, cevapla

Bir ürün satışında masum olan bir teknik, sağlık kararında zarar verebiliyor. O yüzden aşağıdaki her modelde sağlık turizminde nerede durulması gerektiğini de anlatıyorum. İlki itiraz yönetiminin temel modeli ve dört adımdan oluşuyor.

Dinle. Hasta itirazını söylüyor. Siz susuyorsunuz. Sözünü kesmiyorsunuz, cevabınızı hazırlamıyorsunuz. Bu en zor adım, çünkü danışmanın refleksi hemen cevap vermek.

Kabul et. Kabul etmek, katılmak değil. "Anlıyorum." "Haklı bir soru." "Ben de olsam düşünürdüm." Bu cümleler itirazı meşrulaştırıyor. Meşrulaştırılan itiraz, savunulması gereken bir itiraz olmaktan çıkıyor. Karşı çıkarsanız hasta itirazına sarılıyor. Kabul ederseniz bırakabiliyor.

Araştır. Hasta bir itiraz getirdiğinde o itiraz genelde gerçek sebep değil. "Pahalı" diyen hasta aslında "bu paraya değer mi, emin olamıyorum" diye düşünüyor olabilir. "Düşüneceğim" diyen, "henüz ikna olmadım ama söylemek istemiyorum" diyor olabilir. "Eşime soracağım" diyen ise "kendim karar veremiyorum" ya da "eşim bilmiyor" diyor olabilir.

Neden gerçek sebebi söylemiyorlar? Çünkü söylemesi zor. "Size güvenmedim" demek zor. "Doktorun yeterince deneyimli olduğunu düşünmedim" demek daha da zor. Onun yerine kolay ve kimseyi kırmayan bir cümle seçiliyor. Gerçek sebebi tek bir soru ortaya çıkarıyor:

"Anlıyorum. Bunun dışında sizi tereddütte bırakan başka bir konu var mı?"

Gelen cevaplar genelde şaşırtıcı: "Aslında ameliyatı kimin yapacağından emin olamadım." "Tek başıma gelmekten çekiniyorum." "Eşim istemiyor." Bunların hiçbiri fiyat değil. Ve hiçbiri indirimle çözülmez.

Cevapla. Ancak şimdi cevap veriyorsunuz. Söylenene değil, gerçek itiraza.

Çoğu danışman ilk iki adımı atlayıp doğrudan cevaba geçiyor. Hasta "pahalı" diyor, danışman fiyat savunmasına başlıyor. Gerçek itiraz fiyat olmadığı için o savunma boşa gidiyor.

Yeniden çerçeveleme: gerçeği değil, bakış açısını değiştirmek

İkinci model itirazla savaşmadan bakış açısını değiştirmek. Hasta bir çerçeveden bakıyor; siz aynı gerçeği farklı bir çerçeveye koyuyorsunuz.

Hasta: "Bu çok uzun bir süreç." Savunma: "Aslında o kadar uzun değil." Çerçeveleme: "Evet, birkaç gün sürüyor. Ama bu birkaç günün karşılığı, sonraki yıllar. Aceleye getirilen işlemlerde sorun çıkma ihtimali daha yüksek."

Hasta: "Türkiye'ye gelmek zahmetli." Savunma: "Zahmetli değil, çok kolay." Çerçeveleme: "Haklısınız, bir seyahat planı gerekiyor. Ama şöyle bakalım: kendi ülkenizde de birkaç randevuya gitmeniz gerekecekti. Burada hepsi birkaç güne sığıyor."

Fark şu: savunma hastanın söylediğini yanlışlıyor ve yanlışlanan insan direniyor. Çerçeveleme hastanın söylediğini kabul edip yanına bir şey ekliyor. Direnç oluşmuyor.

Sınırı da net: çerçeveleme gerçeği çarpıtmak değil. Süreç gerçekten uzunsa "uzun değil" diyemezsiniz. Ama uzunluğun neye karşılık geldiğini anlatabilirsiniz.

Çerçeve değişir, gerçek değişmez.

Sahte aciliyet sağlık turizminde neden geri teper?

İnsanlar kaybetmekten, kazanmaktan daha çok etkileniyor. Bu bir psikoloji bulgusu ve satışta yoğun kullanılıyor: "Bu fırsatı kaçırırsanız...", "Fiyatlar artmadan önce...", "Son üç yer kaldı..."

Sağlık turizminde burada dikkatli olmak gerekiyor. Çünkü karşınızdaki insan zaten korkuyor. Bedenine dair bir karar veriyor; tanımadığı bir ülkede, tanımadığı insanlarla. Bu korkunun üstüne yapay bir aciliyet eklemek iki şekilde zarar veriyor:

  • Hasta baskı hissediyor ve geri çekiliyor.
  • Baskıyla karar verirse sonradan pişman oluyor. Ve o pişmanlık size dönüyor.

Peki aciliyet hiç kullanılmaz mı? Kullanılır. Ama gerçek olduğunda. Ayrım şu:

Uydurma aciliyet: "Bu fiyat sadece bugün geçerli." (Değilken.)

Gerçek kayıp: "Doktorumuzun haziran takvimi doluyor. Düğününüz haziranda olduğu için bunu söylemem gerekiyor."

İkincisi bir bilgi. Birincisi bir baskı aracı. Ve hasta ikisini ayırt ediyor.

Söylediğiniz aciliyet gerçekse söyleyin. Değilse hiç söylemeyin.

Çünkü uydurma aciliyetin bir bedeli var: hasta bir kez fark ederse, sonrasında anlattığınız hiçbir şeye tam güvenmiyor.

Hastayı memnun etmek ile ona faydalı olmak aynı şey değil

Sağlık turizminde danışmanların çoğu hastayı memnun etmeye çalışıyor. Her söylediğini onaylıyor, kırmamaya çalışıyor, nazik olmayı satışın yolu sanıyor. Ama nazik olmak yetmiyor.

Satış literatüründe uzun süredir tartışılan bir bulgu var: en başarılı satış temsilcileri müşteriyi memnun edenler değil, ona yeni bir bakış açısı sunanlar. Sağlık turizmine uyarlarsak: hasta bazen yanlış bir şey biliyor. Siz onu düzeltmezseniz, o yanlış bilgiyle karar veriyor.

Hasta: "Ben en ucuz paketi istiyorum, gerisi önemli değil." Nazik danışman: "Tabii, size en uygun paketi hazırlayayım." O hasta geldiğinde beklediğinden farklı bir süreç yaşayacak ve memnuniyetsiz dönecek.

Farklı bir cevap: "Anlıyorum, bütçe önemli. Ama size bir şey söyleyeyim: en ucuz paketi seçen hastalarımızın en sık yaşadığı durum şu. Ve bunu size şimdi söylemezsem, geldiğinizde ikimiz de zor durumda kalırız. Bir dakikanızı alabilir miyim?"

Bu bir meydan okuma, ama saygılı bir meydan okuma. Üç adımı var:

  1. Kabul edin. "Anlıyorum, haklısınız" ile başlayın. Karşı çıkarak başlarsanız hasta savunmaya geçer.
  2. Yeni bilgiyi verin. Onun bilmediği ama sizin sahada gördüğünüz şeyi anlatın.
  3. Kararı ona bırakın. "Karar sizin, ben sadece bilmenizi istedim."

Bu yaklaşım kolayca yanlış anlaşılıyor. Meydan okumak küçümsemek değildir; "siz bu işi bilmiyorsunuz" demek değildir. Korkutmak hiç değildir. Ve bu yaklaşımı ancak gerçekten bildiğiniz bir konuda kullanabilirsiniz. Tahmin ederek meydan okursanız hasta bunu fark eder ve o an tüm otoritenizi kaybedersiniz.

Kendinize şunu sorun: son bir ayda hastanın yanlış bildiği bir şeyi fark ettiğiniz ama söylemediğiniz bir an oldu mu? Çoğu zaman sebep "kırmak istemedim" ya da "satışı kaybederim diye korktum" oluyor. İkisi de anlaşılır. Ama ikisi de o hastaya faydalı olmadığınız anlamına geliyor. Sahada gördüğüm şu: doğruyu söyleyen danışman kısa vadede bazı satışları kaybediyor. Uzun vadede ise daha az memnuniyetsiz hasta, daha az kötü yorum ve daha çok referans alıyor.

"Bir düşüneyim" diyen hastaya ne denir?

Zamanlama itirazlarının ortak özelliği hepsinin erteleme biçiminde gelmesi. Danışmanların çoğu bunları duyduğunda geri çekiliyor. Oysa bir kısmı gerçek, bir kısmı değil.

"Bir düşüneyim" en sık duyulan ve en çok yanlış anlaşılan cümle. Sahada gördüğüm kadarıyla üç ihtimal var: gerçekten düşünecek, çünkü karar büyük; ikna olmadı ama söylemek istemiyor, ki en yaygın durum bu; ya da birine soracak ama bunu söylemek istemiyor.

Yanlış cevap: "Tabii, düşünün, bekliyorum." Bu cümle nazik ama dosyayı öldürüyor. Sorumluluk tamamen hastaya geçiyor ve hasta genelde dönmüyor.

Doğru yaklaşım düşünmeyi somutlaştırmak: "Elbette, düşünmelisiniz. Ben de acele etmenizi istemem." Ve hemen ardından: "Sadece merak ediyorum, düşünürken en çok hangi konu aklınızı meşgul edecek?"

"Düşüneceğim" soyut bir cümle. Somutlaştırdığınızda gerçek konu ortaya çıkıyor: "Eşimle konuşmam lazım." "Bütçeyi bir daha hesaplayacağım." "Aslında doktorun deneyimi konusunda emin olamadım." Üçüncüsü altın değerinde; o gerçek itiraz ve artık konuşabilirsiniz.

Sonra bir tarih koyun, izin isteyerek: "Düşünmeniz ne kadar sürer? Bir hafta sonra size dönüp aklınıza takılan bir şey var mı diye sorayım mı?"

"Eşime soracağım": refakatçiyi sürecin dışında bırakmayın

Bu itiraz sağlık turizminde çok sık geliyor ve genelde yanlış yönetiliyor. "Tabii, konuşun, bekliyorum" dediğinizde ne oluyor? Sizi hiç tanımayan biri, sizin adınıza sizi savunacak. O kişi ikna olmazsa süreç bitiyor.

Bu cümle bazen gerçek, bazen kaçış. Gerçekse karar ortak veriliyor ve eş henüz sürece dahil edilmemiş. Kaçışsa hasta ikna olmadı ve nazik bir çıkış arıyor. Ayırt etmek için sorun: "Elbette. Peki eşinizin en çok merak edeceği konu ne olur sizce?" Somut bir cevap geliyorsa itiraz gerçek. "Bilmem, bir konuşayım" geliyorsa muhtemelen kaçış.

Gerçekse eşi sürecin içine alın:

  • Yazılı bilgi verin. "Size bir özet göndereyim, eşinizle birlikte bakarsınız." Sözlü anlatılan bilgi ikinci kişiye eksik ulaşıyor.
  • Ortak görüşme önerin. "İsterseniz ikinizle birlikte kısa bir görüşme yapabiliriz. Sorularını doğrudan bana sorabilir." Bu teklif çoğu zaman kabul ediliyor ve kabul edildiğinde satış olasılığı belirgin şekilde artıyor.
  • Eşin muhtemel sorularını önceden cevaplayın. "Genelde eşler şunu soruyor: güvenli mi, orada yalnız mı kalacak, bir sorun olursa ne olacak. İsterseniz bunları da yazayım."

Karar çoğu zaman sadece hastanın değil

Satış görüşmelerini incelediğimde sık gördüğüm bir tablo var: danışman sadece hastayla konuşuyor. Oysa bazı kültürlerde ve bazı ailelerde tedavi kararı ailenin ortak kararı. Eş, ebeveyn, hatta kardeş sürecin içinde. Danışman bu kişileri hiç görmüyorsa, karar vericinin yarısıyla hiç konuşmamış oluyor.

Bunu erken sorun: "Bu kararı verirken danışacağınız biri var mı?" Bu bir baskı sorusu değil, bir anlama sorusu. Cevap evetse süreç değişiyor.

Refakatçinin endişesi de farklı. Hasta sonucu merak ederken refakatçi güvenliği merak ediyor olabilir. Hasta tedaviyi sorarken refakatçi seyahati soruyor olabilir. Yanlış kişiye yanlış cevap vermeyin.

Bazen de refakatçi süreci engelleyen taraf oluyor ve danışmanın refleksi onu ikna etmeye çalışmak. Bence bu yanlış. Karşı çıkan kişi genelde bir endişe taşıyor ve o endişe dinlenmediğinde daha da sertleşiyor. Yapılacak şey ikna etmek değil, endişesini sormak.

"İzin alamıyorum" ve "yazın yaptıracağım": planlama itirazları

"İş yerinden izin alamıyorum"

Bu cümle bir hayır değil, bir planlama sorunu. Ve planlama sorunları çözülebilir.

Hasta bu cümleyi kurarken kafasında genelde "bu iş bir hafta on gün sürer" diye düşünüyor. Çoğu danışman hastanın kafasındaki süreyi hiç sormadan tartışmaya giriyor. Önce sorun: "Peki siz kaç gün gerektiğini düşünüyorsunuz?" Vereceği cevap genelde gerçek süreden uzun olacak. İtirazın kaynağı orada.

Sonra üç şey yapın. Gerçek süreyi gösterin ve bir hafta sonuyla birleştirildiğinde iş yerinden ne kadar izin isteyeceğini hesaplayın. Takvimi ona göre kurun: "Perşembe geldiğinizde işlem cuma, hafta sonu dinlenme, pazartesi dönüş. Böyle bakınca daha kolay mı?" Ve belge desteği verin: "İş yerinize sunmanız için tedavi tarihlerini gösteren resmi bir belge hazırlayabiliriz." Bu üçüncüsü çok işe yarıyor ve neredeyse hiç kullanılmıyor.

Bazı meslekler gerçekten esnek değil: öğretmen, memur, vardiyalı çalışan. Bu durumda tartışma yok; takvimi onunkine göre kurun. "Sizin için en uygun dönem hangisi?" diye sorun ve o tarihi bir hedefe çevirin. O dönem gerçekten yoğun bir dönemse bunu söyleyip şimdiden yer ayırmayı önerebilirsiniz. İtirazı bir randevuya çevirmiş olursunuz.

Bazen "izin alamıyorum" da kibar bir hayır. Alternatif tarih sunduğunuzda tepkisine bakın. Gerçekten izin sorunu olan hasta alternatife ilgi gösterir, "yaz olur mu?" diye sorar. Kibarca hayır diyen "bakalım, düşüneyim" der. Bu tepkiyi aldıysanız konuyu değiştirin: "Tarih dışında sizi tereddütte bırakan başka bir konu var mı? Varsa onu konuşalım, tarihi sonra hallederiz."

"Yazın yaptıracağım"

Mevsim itirazının arkasında dört farklı sebep olabilir: izin, çünkü yazın tatil kullanabiliyor; para, çünkü ikramiye, prim ya da birikim yazın oluyor; iyileşme, çünkü yazın evde destek var; ya da hiçbiri, sadece kararı ertelemenin kibar yolu. İlk üçü çözülebilir. Dördüncüsü çözülemez ama en azından bilmeniz gerekir.

Mevsimi tartışmayın, sebebini sorun: "Elbette, sizin için en uygun zaman önemli. Peki yazı tercih etmenizin özel bir sebebi var mı? Belki şimdiden ona göre planlayabiliriz." İtiraz etmediniz, planlamaya davet ettiniz.

  • İzin ise: Takvimi birlikte kurun, alternatif tarihleri gösterin.
  • Para ise: Ödeme yapısını konuşun, kapora ile yer ayırma seçeneğini anlatın.
  • İyileşme dönemi ise: Tıbbi konuya girmeyin. "Bu konuyu doktorumuzla netleştirelim. Bazı tedavilerde mevsim gerçekten fark ediyor, bazılarında hiç etkisi yok. Size doğru bilgiyi vereyim, ona göre karar verirsiniz." Bu cümle hem sınırınızı gösteriyor hem görüşmeyi bitirmiyor.
  • Hiçbiri ise: Gerçek itirazı arayın.

Diyelim hasta gerçekten yazı bekleyecek. En yaygın hata hiçbir şey yapmamak: dosyayı kapatıp altı ay sonra aramak. O hasta altı ay içinde başka bir klinikle konuşacak ve o klinik ona düzenli dokunacak. Onun yerine şunu söyleyin: "O zaman şöyle yapalım: ben size arada tedaviyle ilgili gelişmeleri göndereyim, siz de yaza doğru netleştirdiğinizde bana haber verin. Rahatsız etmem, söz." Sonra takviminize yazın. Ayda bir, satış kokmayan tek bir dokunuş. Altı ay sonra hasta sizi hatırlıyor, rakip klinik hatırlanmıyor.

Erteleme "hayır" değil, "henüz değil"

Bütün zamanlama itirazlarında aynı üç adım işliyor:

  1. Somutlaştırın. "Düşüneceğim" soyut; "hangi konu aklınızı meşgul edecek" somut.
  2. Gerçek sebebi ayırt edin. Erteleme mi, kaçış mı?
  3. Tarih koyun. Belirsiz bekleme yerine randevu.

Ben buna çok dikkat ediyorum: erteleme çoğu zaman "hayır" demek değil, "henüz değil" demek. Dosyayı kapatmayın. Uzun aralıklı, satış kokmayan temaslarla açık tutun.

Anlattığım modellerin ortak noktası da bu. Hiçbiri hastayı bir yere itmiyor. Dinliyor, kabul ediyor, bilgi veriyor, çerçeve sunuyor; kararı hep hastada bırakıyor. Bu tesadüf değil. Sağlık turizminde karşınızdaki insan zaten savunmada ve işe yarayan tek yol o savunmayı düşürmek. Ekibiniz bu itirazlara hâlâ "tabii, bekliyorum" diye cevap veriyorsa, satış eğitiminde ilk çalışılacak konu budur.

Sık Sorulan Sorular

"Düşüneceğim" diyen hastaya ne cevap verilmeli?

"Tabii, düşünün, bekliyorum" demek nazik ama dosyayı öldürür. Önce düşünme hakkını kabul edin, sonra somutlaştırın: düşünürken en çok hangi konunun aklını meşgul edeceğini sorun. Gerçek itiraz çoğu zaman bu soruyla ortaya çıkar. Ardından izin isteyerek bir tarih koyun ve o gün aklına takılan bir şey olup olmadığını sormak üzere dönün.

"Eşime soracağım" itirazı nasıl yönetilir?

Önce gerçek mi kaçış mı olduğunu ayırt edin: eşinin en çok neyi merak edeceğini sorun. Somut cevap geliyorsa karar ortaktır ve eşi sürece katmanız gerekir. Yazılı bir özet gönderin, ikisiyle birlikte kısa bir görüşme önerin ve eşlerin sık sorduğu güvenlik, yalnızlık ve sorun olursa ne olacağı sorularını önceden cevaplayın.

Sağlık turizminde aciliyet yaratmak doğru mu?

Uydurma aciliyet doğru değil. Hasta zaten korkuyor; "bu fiyat sadece bugün geçerli" gibi bir baskı onu geri çeker ya da pişman olacağı bir karara iter. Aciliyet ancak gerçekse söylenir: doktor takviminin gerçekten dolması ve hastanın kendi tarihiyle çakışması bir bilgidir. Uydurma aciliyet fark edildiğinde söylediğiniz her şey şüpheli hale gelir.

İtirazlarda yeniden çerçeveleme manipülasyon sayılır mı?

Gerçeği çarpıtmadığı sürece sayılmaz. Çerçeveleme hastanın söylediğini yanlışlamaz; kabul edip yanına bir bilgi ekler. Süreç gerçekten uzunsa "uzun değil" diyemezsiniz, ama o sürenin neye karşılık geldiğini anlatabilirsiniz. Söylediğiniz şey değişiyorsa artık çerçeveleme değil, çarpıtma yapıyorsunuz.

Bu yazı, Cem Evren Minaz'ın Sağlık Turizmi kitabının “İkna Modelleri ve Sınırları”, “Zamanlama ve Karar İtirazları” bölümlerinden uyarlanmıştır.

Cem Evren Minaz - PEGANOM
Cem Evren Minaz
Kurucu & CEO — PEGANOM
Sağlık turizmi alanında 10+ yıllık deneyime sahip dijital pazarlama uzmanı ve satış eğitmeni. 300+ klinik, hastane ve acenteye danışmanlık. Daha fazla →

Sağlık Turizmi Danışmanlığı

Dijital pazarlama ve satış eğitimi için hemen iletişime geçin

📅 Online Toplantı Talebi

📖 İlgili Yazılar

Bu konudaki hizmetimiz: Sağlık Turizmi Satış Uzmanlığı Eğitimi

Sağlık Turizminde Satış Kapanış Teknikleri: Kararı Hastaya Bırakmak
Sağlık turizminde kapanışın bir an değil sonuç olduğu, hastaya alan bırakan dört teknik, ne zaman sa
Sağlık Turizminde Hasta Güveni Nasıl Kazanılır? Güven İtirazları
Güveni kuran dört sinyal, güveni yıkan davranışlar, kanıt yanılgısı ve en sık güven itirazlarına kab
Sağlık Turizminde WhatsApp Yönetimi: Mesajdan Görüşmeye
WhatsApp ve yazılı kanallarda ilk temasın, fiyat sorusunun, sesli mesajın, takibin ve telefona geçiş
Sağlık Turizminde Çağrı Merkezi Kurulumu ve Görüşme Analizi
Satış ekibini kurmak, telefona çıkmadan eğitmek, ilk otuz günü planlamak ve görüşme kayıtlarını ayda
Sağlık Turizminde Satış Yönetimi: Ekip Nasıl Seçilir ve Yönetilir?
Yetersiz satış ekibi talebi ve reklam parasını yakar; doğru personel seçimi, tek görev tanımı ve eks
Sağlık Turizminde Dönüşüm Oranı: Talepten Hastaya İşin Matematiği
Talepten hastaya giden yolu beş rakamla ölçmek, en büyük kaybı bulmak ve yüzde beş kuralıyla hedef h
Sağlık Turizmi Rehberleri
Ara WhatsApp Online Toplantı Talebi